|
ADAM YERİNE KONMAK
Çocuk edinmek ailenin var oluş nedenidir.Aileyi perçinler.Ailenin soyunu devam ettirir.Böyle önemsenecek stratejik yanı vardır.Ülke için de bu strateji çok önemlidir.Vatanını seven,büyüklerini saygıyla sahiplenen,iyi eğitimli vatandaşlar gelecek için çok önemlidir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin önemli makamlarında,geleceğe yönelik kararlar alanlar,aileden okula ve iş hayatına kadar verilen bir emeğin temsilcısi olarak makamlarında oturmaktadırlar.
Bugün aile içinde ve okul hayatı boyunca,canımız geleceğimiz çocuklarımızı ADAM YERİNE KONMAK gibi bir konuyu ele almak istedim.Örneklemeyle konuyu açıklamaya çalışacağım.Ailede baba despot,anne sindirilmiş.çocuklar önemsenmiyor adam yerine konmuyor.Böyle ortamda çocuğun IQ su ne kadar yüksek olursa olsun olumsuzluklar derin iz bırakır.Zeka gelişmediği gibi,kişilik de gelişmez. 5-6 yaşına kadar böyle ortamda büyüyen çocuk okula geldiğinde öğretmenleri bekleyen sorunları siz tahmin edin.Ürkek kendini ifade edemeyen,bildiğini söyleyemeyen,pısırık, korkak bir çocuk.Hele bir de eli hiç kalem görmemişe.Birinci sınıf okutan öğretmenin yüreğine sağlık.
Okul öncesi eğitimin önemi burada açığa çıkıyor.Ülkemizin genelinde her İlköğretim Okulunda Ana Sınıfı yok.Bu konuda çok ülkeden geride kalmışız.En büyük gelişim bu dönemde sağlanıyor.Bunu öğretmen olarak izliyorum.Çocuklarımız bu dönemde ADAM YERİNE konuyor.Anne ile işbirliği sağlanıyor.Aileden gelen yaralar sarılıyor.
Paylaşmak,yeni arkadaşlar edinmek,kuralları tanımak,doyasıya oynamak,başkasına saygı duymak,yardımlaşmak,toplu beslenme ile yemek kültürü edinmek,tuvaleti kullanabilme gibi bir çok kazanımların yanında,gözlerinin içine bakarak onların fikirlarini,düşüncelerini dinlemek.İşte ADAM YERİNE KONMAK bu.
Sınıfta gözleme dayalı çalışmalarda,tohum çimlendirme yaptığımızda,her öğrenci tohumu bir kap içine biraz pamuk,yeteri kadar su koyar.Çimlenme aşaması gün gün izlenir.Raporlar yazılır.Tohum çatlar,sürer iki yaprak olarak uzamaya başlar.Çocuklar için bu an çok önemlidir.Gözü gibi bakar çalışmasını.Diğer arkadaşları ile işbirliği yapar.Bunu ben yetiştirdim.Ben yapabiliyorum.Diye öğünür.Fidan büyür kabına sığmaz.Fidanı toprağa dikeriz.Bakım orada da devam eder.Gün gelir meyveler gözükür.Sınıf sevinç çığlıkları ile şenlenir.Esra; bak öğretmenim fasulyeler taze taze ,Sabrican; öğretmenim bunu ben yetiştirdim.ADAM YERİNE KONMAK bu.
Nice ailelerde adam yerine konmadan yetişen çocuklar.İtile kakıla kişiliğini geliştiremeden kin ve intikam içinde belirli bir makama oturduğunda seyredin dünyayı.Bugün git yarın gel. Gibi halkımızın beynine yer etmiş zorluklar.Devlet dairelerinin hali malum.
ADAM YERİNE koymazsan,zamanı gelince seni de ADAM YERİNE koymazlar. 08.07.2005
FERİDUN UNGAN
Kuyulu-Şevketiye İÖ.O.Öğretmeni
|
|
|
|
|
YEŞİM TAŞLARI
Genç bir adam, değerli taşlara ilgi duyarmış ve
mücevher ustası olmaya karar vermiş. "Bu mesleği yapacaksam,
iyi bir mücevher ustası olmalıyım" diye düşünmüş ve ülkedeki
en iyi mücevher ustasını aramaya başlamış. Sonunda bulmuş,
yanına varmış, bir süre bekledikten sonra usta tarafından
kabul edilmiş. "Anlat, dinliyorum" demiş usta. Genç adam
anlatmaya başlamış; taşlara ilgi duyduğunu ve iyi bir
mücevher ustası olmaya karar verdiğini heyecanla anlatmış.
Yaşlı usta sesini çıkarmadan genç adamı dinlemiş, sözleri
bitince de ona bir taş uzatmış, "Bu bir yeşim taşıdır" dedikten
sonra genç adamın avucuna taşı bırakmış ve avucunu kapatmış.
"Avucunu aynen böyle kapalı tut ve bir yıl boyunca hiç açma.
Bir yıl sonra tekrar gel. Haydi şimdi güle güle" demiş ve
şaşkın genç adamı öylece bırakıp kalkmış, odadan çıkmış.
Genç adam evine dönmüş, kendisini merakla bekleyen
annesiyle babasına neler olduğunu anlatmış. Anlattıkça da
kendisine çok anlamsız gelen bu hareketi ve soğuk
konuşması nedeniyle kızdığı ustaya olan öfkesi
artıyormuş. Günler geçmeye başlamış. Genç adam
sürekli söyleniyor ama avucunu hiç açmıyormuş.
"Nasıl böyle budalaca bir şey yapmamı ister.
Bir de ülkenin en iyi mücevher ustası olacak.
Bu saçmalığa bir yıl boyunca nasıl katlanacağım,
böyle bir eziyetle nasıl yaşarım. Bu ne biçim ustalık.
Ustalık kaprisi yapacaksa, bari başından yapmasaydı."
diye devamlı söyleniyor, her önüne gelene
ustadan yakınıyor ama avucunu hiç açmıyormuş.
Avucu kapalı uyuyor, bütün işlerini diğer eliyle yapıyormuş.
Ve bu duruma da giderek alışmaya, diğer elini çok rahat
kullanmaya başlamış. Uyurken de yanlışlıkla avucu açılıp
taş düşmesin diye hep yarı uyanık uyuyormuş.
Böylece bir yıl geçmiş, her günü zorluklarla dolu,
her gecesi de yarım uykuyla yaşanmış bir yılı tamamlamış.
Ve o gün gelmiş. Genç adam tam bir yıl sonra,
büyük ustanın karşısına çıkmış.
Usta bir süre beklettikten sonra yanına gelince,
genç adam ne kadar saçma bulursa bulsun,
bu sınavı başarıyla tamamlamış olmanın verdiği
gururla elini uzatmış, avucunu açmış.
"İşte taşın" demiş, "Bir yıl boyunca avucumda taşıdım,
şimdi ne yapacağım?" Yaşlı usta sakin bir sesle cevap
vermiş: "Şimdi sana bir başka taş vereceğim, onu da
aynı şekilde bir yıl boyunca avucunda taşıyacaksın."
Bu söz üzerine genç adam bütün sükunetini
kaybetmiş, bağırıp çağırmaya başlamış.
Yaşlı ustayı bunaklıkla, delilikle suçlamış,
mücevher ustalığını öğrenmek için gelen genç bir insana
böyle eziyet ettiği için, hasta olduğunu bağıra çağıra
söylemiş. Genç adam bağırıp çağırırken,
yaşlı usta ona hissettirmeden birtaşı avucuna sıkıştırmış.
Öfkeden yüzü kıpkırmızı genç adam, bir yandan bağırıp
çağırırken avucundaki taşı hissetmiş. Durmuş, taşı
biraz daha sıkmış ve heyecanla konuşmuş:
"BU TAŞ, YEŞİM TAŞI DEĞİL USTA!"
Öğrenmek için zaman gerekir,
sabır gerekir, ustaları izlemek gerekir.
Dünya hızlandıkça zaman kısalabilir
ama öğrenmenin esası değişmez.
Yazarı Bilinmiyor
|
|
|
|